Ayşegül Yıldız İbo İle Biten İlişkisinin Bilinmeyen Detaylarını Anlattı

20 yıllık bir ilişkiyi bitirmek kimse için kolay bir iş değil. Hele çocuğunuz varsa ve hele bir de ayrıldığınız kişi İbrahim Tatlıses ise. Gerçi ben hala, “ikisi arasında böyle bir ilişki neden ve nasıl olabilir?” safhasındayım. Öyle ya, 20’li yaşlarında genç, güzel, eğitimli bir kadın, yaşıtlarında bulamadığı hangi vasıfları 60’ına merdiven dayamış bir adamda bulur da onunla birlikte olur? Ama oldu, bitti işte.

Artık ünlülerin hayatında olup bitenleri sadece gazetelerin magazin köşelerinden ya da TV’lerden takip etmek zorunda değiliz biliyorsunuz. Zaten biz artık onların söyledikleriyle değil, söylemedikleri ile ilgileniyoruz. Eğer istersek, sosyal medya hesaplarını takip ederek onlarla “günaydınlaşabilir, giyim-kuşam-makyaj tavsiyelerinde bulunabilir, hatta hoşumuza gitmeyen bir şey yaptıklarında ağızlarının payını verebiliriz. Fotoğraflarından kişilik analizi, kısacık postlardan karakter tahlili ve tabi ille de ilişki durumu hakkında en küçük ip uçları bile tarafımızdan itinayla değerlendirilir.

İbrahim Tatlıses bir vesileyle mutlaka bir yerlerde karşıma çıkıyor, söylediklerini okuyorum falan ama Ayşegül Yıldız’ın bu ilişkiyle ilgili konuştuğunu ben şahsen hiç duymamıştım. Ocak 2018’de İbrahim Tatlıses’in bir TV programında eski eşine yeniden evlenme teklifinde bulunduğu haberleri üzerine öğrendim ki, meğer Ayşegül Yıldız ve İbrahim Tatlıses 5 yıl önce boşanmışlar bile. Bu haberler üzerine dikkatler yeniden Ayşegül Yıldız üzerinde toplandı ve bu kez nihayet birebir kendi ağzından yaşadıklarını ve bu ilişkiyle ilgili hislerini duyabildik.

Bugün 36 yaşında olan Ayşegül Yıldız, İbrahim Tatlıses’le olan ilişkisi hakkında geçmişte yapılan yorumların kendisini çok üzdüğünü söylüyor. Çoğu eski eşlerden geldiği anlaşılan ve aralarındaki ilişkinin menfaat amaçlı olduğuna yönelik bu yorumların gerçekle alakası yokmuş. Şimdiki olgunluk seviyesinde bu ilişkinin yanlış olduğunu idrak etmiş olmakla birlikte, yaşadıklarını “cahiliye dönemi” olarak tanımladığı gençliğine bağlıyor.

Posta Gazetesinde Oya Çınar’a verdiği röportajda, ilişkilerinin başlamasından 1 sene önce babasını kaybettiğini öğreniyoruz. Belli ki çok kafa yormuş yaşadığı bu ilişkiye bir anlam verebilmek için zira kendisinin belki de genç kadın-yaşlı erkek ilişkilerinde hemen ilk saptama olan “baba figürü” tezini kanıtlayan bir örnek olabileceğini söylemiş. Bugünkü aklıyla, bu tarz ilişkilerin yanlış olduğuna ve asla yürümeyeceğine emin.

Ayşegül Yıldız 16 yaşındayken bir konserde tanıştıklarını söylüyor, sene 1997 – 98’de babasını kaybediyor. Sonra yine bir konser karşılaşmasında İbrahim Tatlıses O’na “nerelerdesin sen yahu? Dizi çekiyorum, İstanbul’a gel” demiş. O da memleketi Bursa’dan kalkıp İstanbul’a gitmiş. Anlıyoruz ki, bu sırada İbrahim Tatlıses’in hala Derya Tuna’yla birlikte olduğundan haberi yok. “Erkeğin beyanı esastır” düsturuyla hareket etmiş ve erkek böyle bir ilişki beyan etmediği için de “yuva yıkan kadın” yakıştırmalarını asla kabul etmiyor.

11 yıl sessiz sedasız, sabırla sürdürmüş ilişkisini Ayşegül Yıldız. Kendisinden önce 3 resmi nikah ve 5 çocukla, sayısını kestiremediğimiz sansasyonel ilişkisi bulunan bir adamla birlikte olmak, hiç de kolay olmasa gerek. 2011’de ise artık sabretmek zorunda olmadığına ve ayrılmaları gerektiğine karar vermiş. Burada aklımıza hemen, “kızcağız 11 senedir evlenecekler diye bekliyor ama adam oralı değil” tarzı düşünceler geliyor tabi. Ama öyle değilmiş. Hiç öyle bir talebim, baskım olmadı diyor Ayşegül Yıldız.

Fakat 13 Mart 2011’de gelişen olaylar ” yok artık,daha neler?” dedirtecek cinsten. O gün kavga edip darılmışlar birbirlerine. 1-2 saat sonra İbrahim Tatlıses, “Aşkım yarın ne olur, bilinmez. Senden tek isteğim, ölürsem n’olur kimseyle evlenme, seni çok seviyorum” minvalinde bir mesaj göndermiş. “Ayyyy ne romantik” değil mi? Bence değil.  Sevgilisinin neredeyse ölmeden gömülmesini istemenin neresi romantik ve nasıl “sevgi”yle açıklanabilir? Üstelik bugün Ayşegül Yıldız tüm yaşadıklarından sonra bile İbrahim Tatlıses’in yeniden evlenmesini ve mutlu olmasını ne çok istediğini söyleyebilirken. Neyse, bundan sonra olanlar çok daha ilginç. Bu mesajdan kısa bir süre sonra İbrahim Tatlıses silahlı saldırıya uğruyor ve başından ağır yaralanıyor. Günler süren yoğun bakım, ameliyatlar, tedavi sırasında Ayşegül Yıldız hep yanında. Gelişen olaylar ayrılık kararını bir süre ertelemesine hatta istemediği halde evlenmelerine sebep oluyor.

2013 yılında boşandıkları güne kadar acı-tatlı pek çok şey yaşadıklarını ve hiç hak etmediği tavırlarla karşılaştığını ve onlarca asılsız söylentiyi sineye çektiğini söylüyor Ayşegül Yıldız. Sanıldığı gibi eşinin nüfuzundan faydalanarak bir yerlere gelmek şöyle dursun, yeteneklerini ve çalışma isteğini hep frenlemek zorunda hissetmiş kendini. Ama adına ister aşk deyin, ister aptallık, isterseniz toyluk, bu ilişki; bir olanla ölene, bir de aşka karşı durulamadığının resmidir. Bundan sonra tek arzusu, hayatının en değerli varlığı ve tüm yaşadıklarının bir ödülü olan kızıyla, sağlıklı, huzurlu bir hayat yaşamak.

 

 

SİZ DE YORUM YAPIN!

Henüz yorum yapılmamış!