Dünyayı Değiştiren 15 Kadın

Dünya tarihi erkek başarılarıyla dolu olsa da edebiyatı, siyaseti, bilimi ve sanatı etkileyen kadınların da sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Kabul edilsin ya da edilmesin, bir kadın bütün bir yazgıyı değiştirecek güce sahiptir. Tıpkı listedeki bu kadınlar gibi. Tarihte iz bırakan kadınlar hakkında bilginiz olduktan sonra, bakış açınız epey değişecek.

Dünyayı Değiştiren Kadınlar

1. Antik Yunan’dan gelen lirik tınılar, Sappho

Sappho

Milattan Önce 7. yüzyılda, bugünkü adıyla Midilli Adası’nda dünyaya gelen Sappho, aşkı ve kadın erotizmini konu edindiği şiirleriyle bilinir. Ancak bu şiirler zaman içerisinde halk arasında tepkilere yol açmış, bu tepkiler yönetime kadar ulaşmıştır. Sappho erkek egemen sisteme karşıdır. Ancak yazdığı şiirlerin çok azı günümüze kadar gelmiştir.

2. Zarafet, güzellik ve akıl, Hypatia

Hypatia

İskenderiyeli bilim insanı Theon’un kızı olan Hypatia, Atina’da aldığı eğitimin ardından İskenderiye’ye yerleşerek bir okul açar. Platon, Aristo ve Suda gibi filozoflar üzerine dersler verir. Eğitim aldığı Atina okuluna oranla daha bilimsel bir yaklaşımı vardır. Dönemin dinsel bağnazlığının bir sonucu olarak 500 kişi tarafından öldürülür ve sonrasında aynı grup tarafından yakılır. Gök cisimlerinin sınıflandırılmasından, sıvıların yoğunluk derecesinin belirlenmesine kadar yaptığı çalışmalarla bilime katkı sağlayan kadınlardan biridir.

3. Bilime adanmış bir kadın, Marie Curie

Marie Cruie

7 Kasım 1867’de Varşova’da, ailesinin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen Marie Curie, liseyi birincilikle bitirir. O dönemde Rus yönetimi Polonyalı kadınların üniversite eğitimi almasına izin vermediği için Fransa’ya gözünü diker. Kardeşiyle anlaşma yaparak Fransa hayalini gerçekleştirir. Anlaşmaya göre önce o kardeşini okutacak, ardından da kardeşi onun okul giderlerini finanse edecektir.  Sorbonne Üniversitesi’nin Fizik ve Matematik bölümlerinden mezun olur. 1898 yılında eşi Pierre Curie ile yaptıkları çalışmanın sonucunda uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan polonyumu bulduklarını duyururlar. Radyumun tıptaki önemine dikkat çeken Marie Curie, 1934 yılında hayatını kaybeder. Hastalanmasının birincil nedeni olarak yıllar içerisinde aldığı radyoaktif ışınlar gösterilir.

4. Kadınlar için savaşan bir kadın, Emily Murphy

Emily Murphy

1868-1933 yılları arasında yaşayan Emily Murphy, kadın ve çocuk haklarını savunarak geçirdiği yaşamında çok önemli bir ilke de imza atar. Kanada’nın ilk kadın yargıcı olur. Görevini yaparken gerçekleştirdiği icraatlardan biri de kadınların insan olarak sayılmadığını ifade eden yasayı kaldırtmaktır.

5. Bir kadın savaşçı, Jeanne d’Arc

Jeanne d'Arc

Fransa ve İngiltere arasında yaşanan Yüzyıl Savaşları’nın ortasına doğan Jeanne d’Arc, 12 yaşından itibaren azizelerin rüyasına girdiğini söyleyerek ortalarda dolanmaya başlar. Birkaç yıl sonra Fransa Kralı VII. Charles’ın huzuruna çıkar. İnsanların kendisine inanmalarını sağlar ve bu sayede emrine verilen askerlerle savaşa katılır. İngiliz işgali altındaki Orleans’ı geri alınca şöhreti artar. İngilizler tarafından yakalandıktan sonra çıkarıldığı engizisyon mahkemesi tarafından ölüme mahkum edilir. Henüz 19 yaşındayken diri diri yakılarak öldürülür.

6. Her kadın hak ettiği yaştadır, Coco Chanel

Coco Chanel

Başlıktaki bu söz, başlığın sahibine ait. Gabrielle Bonheur Chanel’den Coco Chanel olmaya giden uzun bir yolun sahibi, modaya yön veren bir kadın. 19 Ağustos 1983 yılında Fransa’da fakir bir ailenin çocuğu olarak doğan bu kızın, bir gün dünyayı sarsacak bir modacı olacağı kimsenin aklına gelmemiştir. Terzilikle başlayan, şapka üreterek devam eden, sonrasında kişiye özel tasarımlar çıkaran bu kadın, dev bir moda imparatorluğunun kurucusu olur. Bu hayata bir dünya savaşı ve bir sürü mutsuz aşk sığdırdığını da ekleyelim.

7. Otobüs koltuğundan özgürlüğe, Rosa Parks

rosa parks

Belki de daha önce ismini hiç duymadığınız bu kadın, Amerikan siyahilerinin direnişinde önemli bir mihenk taşıdır. ABD’de beyazların, siyahilerden ayrıcalıklı olduğu zamanlarda, toplu taşımada kullanılan otobüslerde siyahi vatandaşlar ancak kendilerine ayrılan yerlere oturabiliyorlardı. Bir akşam Rosa Parks, oturduğu yerden kalkmasını söyleyen bir beyazın ve şoförün uyarılarını dikkate almayarak oturmaya devam eder. Tutuklanmasının ardından Martin Luther King öncülüğünde siyahi vatandaşlar bir eylem başlatır. Bir yıldan uzun bir süre boyunca otobüs kullanmazlar ve şirketler zarara doğru gider. Sonuç olarak da otobüslerde ayrımcılık yaratan yasa kaldırılır.

8. Söyleyecek fazla söz yok, Marilyn Monroe

Marilyn Monroe

Tanımayan, bilmeyen, hele o meşhur sahneyi görmeyen yoktur. Norma Jean olarak başladığı yaşamına, Marilyn Monroe olarak devam eder. 36 yıllık yaşamına filmler, sansasyonel aşklar ve birkaç evlilik sığdıran Monroe’nun, yarın da dün olduğu kadar efsane olacağı kesin. Öyle bir kadın ki, üstüne yapışan aptal sarışın rollerinden kurtulmak için kendi yapım şirketini bile kurar.

9. Arjantin’in Evita’sı, Eva Peron

Eva Peron

Arjantin’in en sevilen kadını. Kuşkusuz 33 yaşında ölmeseydi daha çok çalışırdı. Oyuncu olmak için geldiği Buenos Aires’te kaderi birden şekil değiştirir. Kocasının iktidarda olduğu dönemlerde, bir köşeye çekilmek yerine halkın arasına karışır. Yoğun olarak çalıştığı konular da kadın hakları ve işçi sendikalarının örgütlenmesi olur. Belki de bu yüzden Eva Peron hala Arjantin halkı için çok önemli bir figürdür.

10. Hindistan için özgürlük, Indira Gandhi

Indira Gandhi

Kadın dünya liderleri arasında ilk akla gelenlerden olan İndira Gandhi, Mahatma Gandhi’nin kızıdır. Babasıyla birlikte Hindistan’ın özgürlük mücadelesinde önemli bir yere sahiptir. 12 yaşında Maymunlar Tugayı adını verdiği birliği kurar. Oxford’da tarih ve antropoloji üzerine eğitim alır. Hindistan’ın ilk kadın başbakanı olur. Kadın olmasından dolayı sürekli aleyhinde politikalar güdülür ve bir suikast sonucu hayatını kaybeder.

11. İnsan haklarının da First Leydi’si, Eleanor Roosevelt

Eleanor Roosevelt

Theodore Roosevelt’in yeğeni, Franklin Roosevelt’in eşi, hepsinden öte yaşamını insan haklarını savunmaya adamış bir kadın. Başkanlık Sarayı’nın First Leydi’si olmak yerine, sürekli aktif yaşamda boy gösteren Eleanor Roosevelt, klasik bir başkan eşinden çok öte bir karaktere sahiptir. Her zaman siyasetin içinde aktif olarak yer alır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na delege olarak atanır. 1946 yılında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun ilk başkanı olmasının ardından İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yazımında önemli bir rol üstlenir.

12. Yeni nesil hemşire, Florence Nightingale

Florence Nightingale

Zengin bir ailenin kızı olan Florence Nightingale, modern hemşireliğin kurucusu olarak bilinir. Hasta bakıcısı olma isteği ailesi tarafından onaylanmaz ama Florence kesinlikle durmak niyetinde değildir. Hemşire olur, Almanya’da hastaneler üzerinde incelemeler yapar. Cephede yaralı askerlerin tedavisine katılır. Selimiye’de bulunan kışlada çalışır. 1860 yılında Nightingale Hemşirelik Okulu’nu açar.

13. Sürgünden başbakanlığa, Benazir Butto

Benazir Butto

1953 yılında Karaçi’de doğan Benazir Butto, Harvard ve Oxford Üniversitelerinde eğitim görür. Dünyanın en seçkin yüksek öğretim kurumlarında aldığı eğitim sırasında, New York’ta Pakistan’ın eski devlet başkanı olan babası Zülfikar Ali Butto’nun yardımcılığını yapar. Babasının idamının ardından Benazir Butto’ya ev hapsi verilir. Yurt dışı yasağı kalkınca, ülke dışına çıkarak babasının partisini yönetmeye devam eder. 19 Kasım 1988 tarihinde yapılan seçimleri kazanarak bir müslüman ülkenin ilk kadın başbakanı unvanını alır. Bu süreçte aleyhinde yapılan bazı suçlamalarla karşı karşıya kalır. 27 Aralık 2007’de seçim mitingine yapılan bir saldırı sonrası hayatını kaybeder.

14. Demir Leydi, Margaret Thatcher

Margaret Thatcher

İngiltere’nin ilk kadın başbakanı, kod adı Demir Leydi. Radikal politikalar ondan sorulurdu. Politikanın kelime anlamına ters düşen bütün özellikler onda mevcuttur. Öncelikle Thatcher, asla uzlaşmacı olmamıştır. Sendikalara savaş açan, özelleştirmeleri gerçekleştiren, soğuk savaş sırasında dünyanın yaka silktiği bu kadın, aynı zamanda İngiltere’de bir partinin başına geçen ilk kadındır. Rusya tarafından kendisine takılan Demir Leydi lakabını da pek sevmiştir.

15. Ardından demediklerini bırakmadılar, Büyük Katerina

Büyük Katerina

Çariçe II. Katerina, bir Alman olarak doğar, Rusya’yı devasa bir ülke yapan kadın olarak ölür. Birden fazla dil konuşan, iyi eğitimli, dönemin aydınlarıyla sürekli yazışan bu kadın, kocasının ölümünün ardından idareyi üstlenir. Yönetimde olduğu yıllar boyunca Rus topraklarını genişletir. Aynı zamanda reformist bir yapısı vardır. Hızlı aşk hayatından dolayı da tarihte en çok dedikodusu yapılan kişiliklerden biridir.

SİZ DE YORUM YAPIN!

Henüz yorum yapılmamış!