Türkiye’de İlkleri Başarmış 14 Öncü Kadın

Her birimiz insan çatısı altında birleşsek de, kadınlar ve erkekler olarak ikiye ayrılmış durumdayız. Ne yazık ki binlece yıldır erkeklerin daha üstün yaşadığı bir dünyada, kadınlar kendilerine yer açabilmek için büyük uğraşlar ve gayretler göstermek zorunda bırakılmış. Erkek egemenliğine başkaldırının yavaş yavaş toplumsal yaşamda ve dilde sonuçlarını vermeye başladığı çağımızda, geçmişte başarılı olmak için dişini tırnağına takarak mücadele eden kadınları hatırlamadan geçmek olmaz. İşte Türkiye tarihine damga vuran ve pek çok konuda öncülük eden kadınlar.

İlk Kadın Ressam Mihri Müşfik Hanım

mihri müşfik hanım

26 Şubat 1886 yılında İstanbul’un Kadıköy ilçesinde dünyaya gelen Mihri Müşfik Hanım, Türkiye’de çağdaş resim çalışmalarına öncülük eden ilk kadındır. Mihri Müşfik Hanım aslında aristokrat bir ailenin çocuğudur. Resim tutkusu onu bu hayattan uzaklaştırır ve bohem bir yaşama iter. Aralarında Mustafa Kemal Atatürk’ün de bulunduğu çok sayıda portre çalışması vardır. Kendinden sonra birçok kadın ressamın yetişmesine de katkı da bulunur.

İlk Kadın Doktor Safiye Ali

Safiye Ali ve kadınlar

Hem anne hem baba tarafında soyu Osmanlı paşalarına dayanan Safiye Ali, doktor olmaya Amerikan Koleji’nde okuduğu yıllarda karar verir. Kızların tıp fakültesine kabul edilmemesi nedeniyle tıp eğitimi için Almanya’ya gider. Uzmanlık alanı olarak kadın ve çocuk hastalıklarını seçen Safiye Ali, daha sonra Amerikan Koleji bünyesinde açılan tıp fakültesinde de dersler vermeye başlar. Safiye Ali, daha o yıllarda anne sütünün bebekler için en önemli gıda olduğunu vurgulayan çalışmalar yapar.

İlk Kadın Pilot Bedriye Tahir Gökmen

Bedriye Tahir Gökmen

Bedriye Tahir Gökmen’in pilot olma macerası Vecihi Sivil Uçuş Okulu’na kayıt yaptırmasıyla başlar. Bu okulda eğitim alan tek kadındır. Aynı zamanda memurluk yapan Gökmen, uçuş okuluna devam ettiği için çalıştığı kurumun tepkileriyle karşılaşır. 1933 yılında ilk defa tek başına uçmayı başarır. Tam sınava gireceği sırada okulun tek uçağının kaza yapması nedeniyle, sınav heyeti geri döner. Bedriye Tahir Gökmen’in pilotluğu müsteşarlık tarafından onaylanmadığı için hiçbir zaman brövesini alamaz.

İlk Kadın Avukat Süreyya Ağaoğlu

Süreyya Ağaoğlu

Türkiye’nin ilk kadın avukatı olmasının yanında kadın hakları savunucusu kimliğiyle de öne çıkan Süreyya Ağaoğlu, şimdiki adıyla İstanbul Üniversitesi’nde kadınlar için hukuk fakültesini açtırır. 1928 yılında ruhsatını alarak Türkiye’nin ilk kadın avukatı olarak tarihe geçer. Ağaoğlu’nun çalışmaları ülke sınırları içerisinde kalmaz. Yurtdışında kongrelere katılır ve meslek örgütlerinin çalışmalarını takip eder. Hukuk makalelerinin yanı sıra “Londra’da Gördüklerim” ve “Bir Hayat Böyle Geçti” adlı iki kitabı da vardır.

İlk Kadın Opera Sanatçısı Semiha Berksoy

Semiha Berksoy

Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi’nde resim, Darülbedayi Tiyatro Okulu’nda tiyatro eğitimi aldıktan sonra Dar’ül Elhan’da Nimet Vahit Hanım’ın şan derslerine giren Semiha Berksoy, Adnan Saygun tarafından bestelenen ve ilk Türk Operası olan Özsoy’da Ayşim rolü ile sahneye çıkar. Devlet bursu ile Berlin Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’ne gönderilir. Aynı zamanda Avrupa’da sahneye çıkan ilk Türk opera primadonnasıdır. Opera çalışmaları sürerken resim yapmaya da devam eder.

İlk Kadın Tiyatro Oyuncusu Afife Jale

Afife Jale

1902 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Afife Jale, Darülbedayi’ye kabul edilen beş kadından biridir. Afife Jale, Refika adındaki arkadaşıyla okula devam eder. Diğer kızlar ise okulu yarıda bırakır. Müslüman kadınların sahneye çıkmasının yasak olduğu bir dönemde, Afife büyük bir cesaret örneği gösterir. Bir süre sahne arkasında çalışır. “Jale” takma adıyla 22 Nisan 1920’de  Apollon Tiyatrosu’nda ilk kez sahneye çıkar. O gece polis tiyatroya gelerek Müslüman oyuncu oynatmamaları konusunda uyarıda bulunur. Afife, bir hafta sonra başka bir oyunla tekrar sahneye çıkar. Polis baskınlarından kurtulmayı başaran Afife, bu olaydan sonra takma isimlerle Anadolu turnesine çıkar.

İlk Kadın Öğretmen Refet Angın

Refet Angın ve Atatürk

Bir anlatıya göre Cumhurbaşkanlığı döneminde Gelibolu’ya gelen Mustafa Kemal, o zamanlar küçük bir çocuk olan Refet Angın’a büyüdüğünde ne olmak istediğini sorar. Angın’da öğretmen olmak istediğini söyler. Edirne Kız Öğretmen Okulu’ndan mezun olduktan sonra, Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Tarih Bölümü’ne kaydını yaptırır. Aynı zamanda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ni de kazanarak iki okuldan da mezun olur. Öğretmenliğe büyük bir aşkla bağlı olan Angın, emekli olduktan sonra bile öğretmenlik yapmaya devam eder.

İlk kadın Gazeteci Selma Rıza

Selma Rıza

26 yaşında Paris’e Jön Türkler’in lideri olan ağabeyi Ahmet Rıza’nın yanına giden Selma Rıza, Meşveret Gazetesi’nin Fransızca eki Mechveret Supplément Français ve Şura-yı Ümmet Gazete’sinde makaleler yazmaya başlar. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a döner ve kadınlara özel olarak çıkartılan dergilerde yazarlık yapmaya devam eder. Daha sonra adı Kandilli Kız Lisesi olarak değiştirilen Kandilli Adile Sultan İnas Mekteb-i Sultanîsi’nin açılmasına öncülük eder. Bu okul Türkiye’nin ilk yatılı kız lisesidir.

İlk kadın Arkeolog Jale İnan

Jale İnan

Aleksander von Humboldt Vakfı’nın bursuyla Almanya’da arkeoloji okuyan Jale İnan, 2. Dünya Savaşı’nın başlamasına rağmen eğitiminden vazgeçmez ve Almanya’da kalmaya devam eder. Savaş şartları altında doktorasını tamamlar ve Türkiye’ye döner. 1946 yılında İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü, Arif Müfit Mansel başkanlığında kurulur. Jale İnan da asistanlığa getirilir. Öğrenciler için kaynak kitap çevirileri yapar. Perge ve Side antik kentlerinin ortaya çıkmasında büyük uğraşları vardır.

İlk kadın Büyükelçi Filiz Dinçmen

Filiz Dinçmen

1960 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olan Filiz Dinçmen, Dışişleri Bakanlığı’nda göreve başlar. Birleşmiş Milletler New York temsilciliğinde 2. sekreter ve daha sonra da 1. sekreter olarak görev yapar. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti Tahran Konsolosluğu’nda görev yapan Dinçmen, 1982 yılında Hollanda Lahey Büyükelçiliği görevine getirilir. Kariyerine Avusturya ve Vatikan Büyükelçiliği yaparak devam eder.

İlk kadın Milli Maç Hakemi Lale Orta

Lale Orta

Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünden mezun olduktan sonra 1993 yılında Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulunda, spor yönetimi üzerine yüksek lisans derecesi alan Lale Orta, doktorasını da aynı bölümde yapar. Çocukluğunda başlayan futbol tutkusu tezlerinin de konusu olur. Tek kadın olarak katıldığı antrenörlük kursunu birinci olarak bitirir. Antrenörlük diplomasını alabilmek için belirli bir sayıda maçta hakemlik yapmanın şart olmasından dolayı bir süre beklemek zorunda kalır. Daha sonra Merkez Hakem Kurulu’na giderek kendisine maç verilmesini ister. 1995 yılında FİFA kokartı alarak bir ilke daha imza atar.

İlk kadın Savaş Muhabiri & Fotoğrafçı Semiha Es

Semiha Es ve eşi

Yarım yüzyıl boyunca elinden fotoğraf makinesini düşürmeyen Semiha Es’in fotoğrafçılığa başlaması eşiyle tanışmasından sonra olur. Hikmet Feridun Es ile evlendikten sonra birlikte yurtdışı seyahatlerine giderler. Semiha bu arada fotoğraf çekmeyi öğrenir. Hürriyet Gazetesi tarafından eşi ile birlikte savaş muhabiri olarak Kore’ye gönderilir. Bu tarihten sonra Semiha Es, savaşın gerçek yüzünü ve acıyı fotoğraflamaya başlar.

İlk kadın Emniyet Müdürü Feriha Sanerk

Feriha Sanerk

Şerife Feriha Sanerk 1945 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’ne girer. Mezun olduktan sonra girdiği kaymakamlık sınavını kazanır ama kadın olduğu için atanmaz. Kaymakamlık yerine Emniyet Genel Müdürlüğü’nde komiser muavini olarak ataması yapılır. Emniyet müdürlüğü hakkı kazanmasına rağmen kadın olduğu için bu göreve getirilmeyeceği bilgisini aldıktan sonra dava açar. Sonuç olarak davayı kazanır ve Türkiye’nin ilk kadın emniyet müdürü olarak uzun yıllar görev yapar.

İlk kadın Heykeltıraş Sabiha Bengütaş

Sabiha Bengütaş

Sanayi-i Nefise Mektebi Heykel Bölümü’nün ilk kız öğrencisi olan Sabiha Bengütaş, açılan sınavla yurtdışına gitmeye hak kazanarak Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde Prof. Luppi atölyesinde eğitimine devam eder. Taksim Meydanında bulunan anıtı yapan heykeltraş Pietro Canonica’nın da asistanlığını yapar. Çankaya Köşkü’nün bahçesinde bulunan Atatürk heykeli de Bengütaş’ın eserleri arasındadır. Diplomat eşi nedeniyle çok sayıda ülkede bulunur ve sanat çalışmalarına devam eder. Yaşamının sonuna kadar sanattan, hayvanlardan ve doğadan beslenmekten vazgeçmez.

SİZ DE YORUM YAPIN!

Henüz yorum yapılmamış!